Niyazi Mısri

Resim_D__z_822267341

Malatyalı ünlü alimlerden birisi de Niyazi Mısri’dir. Yaşantısı, görüşleri, edebi yönü ve tasavvuf düşüncesi günümüzde aydınlatılmaya başlanmıştır. Malatya’da ve ulusal çapta Niyazi Mısri hakkında bir çok etkinlik, araştırma, sempozyum, anma programları düzenlenmektedir. 2014′ün Niyazi Mısri yılı olması içinde çalışmalar sürmektedir. Bu sayede Niyazi Mısri ile ilgili bilgiler her geçen gün daha da artmaktadır ve netlik kazanmaktadır. Devrinin muhalif yazarı Niyazi Mısri oldukça çalkantılı bir hayat geçirmiştir. Doğru bildiğini yapmaktan sakınmayan tavrı, yüksek çıkan sesi, yanlışların üzerine korkmadan giden yapısı, haklı isyanları ve daha bir çok etken Niyazi Mısri’ye sürgün hayatı yaşatmıştır. Tek başına muhalefet olarak nitelendirilebilecek bu insanın yaşamı bugün dahi ilgi çekici ve öğreticidir.

Tarihçi yazar Orhan Tuğrulca Niyazi Mısri için şöyle söylemektedir: “Niyazi Mısri, hayatı ve mücadelesi ile nevi şahsına münhasırdır. Başka bilge/sofilerle karıştırılması onun anlaşılmasını zorlaştırır. Örneğin aynı gelenekten beslenmesine rağmen Hacı Bektaş-ı Veli, Yunus Emre, Mevlana Celaleddin –i Rumi ya da Sadreddin Konevi’ den hayli farklıdır. İllaki yinede bu gelenek içerisinde görülmek isteniyorsa belki Nesimi ve Şeyh Bedrettin ekolü içerisinde anlamaya çalışmak onun anlaşılmasını bir nebze kolaylaştıracaktır.” Bu yazının devamını oku

Yeni Cami (Yusuf Ziya Taş Cami)

1912 yılında yapılan Yeni Cami Malatya’nın merkezinde valilik binasının karşısında yer alır. Halk tarafından eski adıyla “teze cami” olarak da adlandırılır. Özellikle akşamları ışıklandırmanın da etkisiyle Malatya’nın güzelliğine güzellik katar. Cami burada bulunan Hacı Yusuf Camisi’nin 3 Mart 1894’de deprem sonucu yıkılması üzerine aynı yerde avlu içerisinde yapılmıştır. Eski camiden günümüze minarenin şerefeye kadar olan kısmı gelebilmiştir. Bu yazının devamını oku

Hikmet Barutçugil

Malatya’nın yaşayan en değerli isimlerinden birisi de sanatçı ve akademisyen Hikmet Barutçugil’dir. Özellikle yaptığı “ebru” çalışmaları ile bu sanatın ülkemizde unutulmamasını başarmasının yanında dünya çapında da tanınmasını sağlamış, soyismini verdiği “barut” ebrusunun mucidi olmuştur. London School of Science’ın düzenlediği “Art in Action” sanat festivalinde “Best Of The Best” ödülünü alan ilk ve tek Türk sanatçıdır.

Biyografi

1952′de Malatya’da doğan Hikmet Barutçugil, 1973′de İstanbul Devlet Güzel Sanatlar Akademisi, Uygulamalı Endüstri Sanatları Yüksek Okulu’nda tekstil eğitimine başladı. Yüksek öğreniminin ilk yılında tanıdığı ve öğrencisi olduğu Prof. Emin Barın’ın teşviğiyle hat sanatına ilgi duydu. Hat sanatı ile ilgili çalışmalarına başladığı sırada ebru sanatını keşfeden Barutçugil’in bu sanata duyduğu sevgi kısa zamanda tüm benliğini sardı. Öğrencilik yıllarında çalışmalarını tek başına sürdürüp kendisini geliştirdi.

1977′de Akademi’den tekstil desinatörü olarak mezun oldu. Okuldan sonra çalışmalarını ebru üzerine yoğunlaştırdı. 1978-1981 yılları arasında ihtisas için gittiği Londra’da da araştırma ve çalışmalarını aralıksız sürdürdü. Geleneksel sanatlarımızın yeni bir dinamizme kavuşturulması gereğine inanan sanatçı, ebruyu her zaman bir bilim dalı gibi görüp, geliştirmeyi hedeflemiştir. 70′li yıllarda çok az kişinin ilgi göste

rdiği bu sanatı yaşatmak için yaşamanın gereğine inandığından, günlük kullanım araçlarından iç mimaride kullanılan malzemelere kadar birçok ürün üzerinde uygulayarak geliştirdi. Bu yazının devamını oku

Prof. Dr. Asım Orhan Barut

İsmi her ne kadar ülkemizde ve Malatya’da az bilinse de önemli çalışmalarıyla fizik dünyasında oldukça tanınan değerli bilim adamı Prof.Dr.Asım Orhan Barut 1926 yılında Malatya’da doğmuştur. Fizik üzerine önemli çalışmalar yapmıştır. Dünya fizik literatüründe önemli bir yer tutan bu değerli bilim adamının biyografisini kendisine yakın iki kaynak farklı yönleri ile ele almıştır.

25 Kasım 2005 Tarihinde Yayınlanan Yenigün Gazetesinde Hayrettin Abacı Prof. Dr. Asım Orhan Bulut’un yaşamını şöyle anlatmıştır.

“Asım Orhan Barut 1926 yılında, Temmuz ayında, Malatya kentinin Tahtalı Minare diye söylenen yöresinde, tek katlı kerpiç bir evde, Barutçugil ailesinin dördüncü çocuğu olarak dünyaya geldi. Cumhuriyet ilkokulunda, Malatya Lisesinde üstün başarılar göstererek okudu. Çok zor olan giriş sınavını kazanarak, 1943 de İstanbul Teknik Üniversi­tesine kaydoldu. Yabancı ülkelere okumak için gönderilecek öğrencileri seçmek için 1944 yı­lında yapılan sınava girdi, çok başarılı oldu. İs­viçre’ye gönderildi. Zürih Teknik Üniversitesi’nin Elektrik Mühendisliği bölümünde okudu. Orada doktora yaptı, öteden beri fizik bili­mine karşı derin bir ilgi duyuyor ve bu dalda derinleşmek istiyordu. 1953 yılında bir burs bularak ABD’ye gitti. Önce bir süre matematik ve fizik öğrenimi gördü. Öğretim üyesi oldu. Çeşitli üniversitelerde çalıştı. Birçok araştırma yaptı, fizik bilimine yeni görüşler getirdi, incele­meler, kitaplar yazdı. Bunlarla uluslararası bir ün kazandı. Fizik biliminin gelişip yaygınlaşma­sı, bu bilimle uğraşanların düzey kazanması için çeşitli etkinlikler yürüttü, yaz okulları açtı, kongreler, kollokyumlar düzenledi, bu konuda yapılan etkinliklere dünyanın neresinde olursa olsun katılmaktan geri durmadı. Onu böyle yo­ğun bir çalışma temposu içindeyken kaybettik. Bu yazının devamını oku

İsmet İnönü ve Malatya

İsmet İnönü biyografisi ve İsmet İnönü Malatya ilişkisi olmak üzere iki başlıktan oluşmaktadır.

İsmet İnönü (biyografi)images

Mustafa İsmet, Malatya’da yerleşmiş eski bir Türk ailesi olan Kürümoğolları’ndandır. Büyük babasının adı Abdülfettah’dır. Mahkeme üyeliklerinde bulunmuş ve Harbiye Nezareti Muhakeme Dairesi Mümeyyizliğinden emekli Hacı Reşit beyin oğludur. 24 Eylül 1884 de İzmir’de doğmuştur. Evli ve üç çocuk babasıdır. Babasının görevi nedeniyle Sivas’ta ilk okula başlamış, 1892 de Askeri Rüştiye’ye girmiş, 1895 de okulu bitirmiş, Sivas Mülkiye İdadisinde (lise) öğrenimine devam etmiştir. 31 Temmuz 1897 de babasının İstanbul’a tayini nedeniyle 6. sınıfta ayrılmış, Halıcıoğlu’ndaki Harp okulunun lise kısmını kaydolmuştur. 1900 da Liseyi bitirmiş, 14 Şubat 1901 de Topçu Harbiye sınıfına girmiş 1 Eylül 1903 de okulu birincilikle bitirmiş ve Topçu Mülazımı Sanisi (Teğmen) olmuştur. Okuldaki başarısı nedeniyle Erkanı Harbiye (Kurmay) sınıfına ayrılmış ve burayı da birinci ile bitirerek altın Maarif madalyası almıştır. 1903 de Pangaltı’da bulunan Harp Akademisine girmiş ve 26 Eylül 1906 da sınıfının birincisi olarak Kurmay Yüzbaşı rütbesi ile mezun olmuştur.

Bu yazının devamını oku

Malatyalı Fahri Kayahan

Hakkında anlatılanlar zaman içinde birer efsaneye dönüşmüştür. Neyin doğru neyin yanlış olduğu artık ayırt edilemeyecek duruma fahri-kayahan-ezo-gelin-turkusugelmiştir. Kısıtlı bilgiler etrafında oluşturulan senaryolar Fahri Kayahan’ın gerçek hayat hikayesine ulaşmayı imkansız kılmıştır. Bu yüzden Fahri Kayahan hakkında bahsedilenlerin öne çıkanları bu yazıda yer alacak.

Fahri Kayahan 1918 yılında Malatya’da doğdu. Babası Gaffar Ağa sülalesinden Mustafa Bey, annesi Şam Kadısı’nın kızı Şerife Hanım’dır. Şerife Hanım ile Mustafa Bey’in Makbule ve Fahri isminde iki çocukları olur. Fahri Kayahan’ın kız kardeşi Makbule 11 yaşındayken ateşli bir hastalık sonucu ölür. Ailenin tek çocuğu olan Fahri büyük bir özen ve sevgi ile yetiştirilir.

Fahri ilk, orta ve lise tahsilini Malatya’da tamamlar. Babası Malatya’nın en büyük manifatura dükkanına sahip olduğu için genç Fahri bu dükkanda çalışmaya mecbur olur. Ancak Fahri’nin gözü müziktedir. her zaman bir enstrüman çalmak, türkü söylemek ister. Fırsat buldukça dağda bayırda arkadaşlarıyla gramofon dinlemeye gider. Kendi yöresi dışında ki müziklerle tanışmaya başlaması da bu dönemde olur. İlk önce bağlama çalmaya heves eder ve bir süre bağlama çalar. Daha sonra Karaköylü Reşat Dayı’dan tambur dersleri alır. Fahri Kayahan’ın müzik yaşamındaki en önemli olaylardan biri de bağlamayı bırakıp tambur çalmasıdır.

Yeni yeni olgunluk çağlarına ermeyen başlayan Malatyalı Fahri, katıldığı bir düğü sırasında (bazı kaynaklara göre bir şenlik) Fahriye isminde genç ve güzel bir kızla tanışır. Malatya’nın ileri gelen ailelerinden olan Hamikoğulları’ndan Hacı Ağa’nın kızı Fahriye ile 193 yılında evlenir. Hacı Ağa konağına iç güveyi giden Fahri kısa zamanda bu konakta yapılan müzik toplantılarının tanınmış simaları arasına girmeyi başarır. ( O yıllar Malatya’nın büyük konaklarında düzenli olarak müzikli ziyafetler olur, müzik halkın yaşamında önemli bir yer tutar ve bir çok insan enstrüman çalmayı bilir.) Konakta keman, piyano, ud, tambur gibi enstrümanlar bulunmaktadır. Hacı Ağa keman çalmakta, damadı Fahri de ona tamburu ve sesi ile eşlik etmektedir. Bir süre sonra Fahriye Hanım hamile kalır ve 1934 yılında Suade ismini verdikleri bir çocukları olur. Fahriye ve Fahri Kayahan çifti mutluluk içinde yaşamlarını sürdürmektedir.

1936 yılının Ocak ayının son gününde, Fahri Kayahan’ın sonraki yaşamında derin izler bırakacak ve onu her zaman acı çekmeye mahkum edecek bir olay yaşanır. Bu olay hakkında anlatılan bir çok hikaye mevcuttur. Hangisinin doğru hangisinin yanlış olduğu bilinmemektedir. Fahri Kayahan’ın hayatını değiştiren bu talihsiz olay ile ilgili en çok anlatılan 2 hikaye vardır. Bu yazının devamını oku

Malatya’nın İl Oluşu

Malatya, Osmanlı döneminde Harput vşlayetine bağlı yerleşim yeriydi. Cumhuriyet ile birlikte Malatya il statüsüne kavuşmuştur. Malatya’nın il olması Atatürk’ün Malatya’ya gelmesi ile gerçekleşmiştir. Bu olay şöyle anlatılır:

13 Şubat 1931 yılında Atatürk ilk kez Malatya’ya gelmiştir. Aylardan Ramazandır. Halk top atılıncaya kadar şiddetli sağanak altında kurtarıcıyı beklemektedir. Top atılır. Herkes oruç bozmak ve sonradan karşılamaya tekrar gelmek üzere evlerine döner. Atatürk’ü getiren tren bu sırada gelir. Bir arabayla onu Sıtmapınarı’ndan Hasan Bey Caddesine çıkarıp oradan Halkevi’ne götüreceklerdir. Ancak yol geçilemez durumdadır. Atatürk’ün arabası çamura saplanır. Zorla çıkarırlar ve yola devam ederler. Atatürk bu olayı dönüşte İsmet İnönü’ye:

“Paşa memleketini gördüm.Oldukça büyük bir köymüş” diye anlatır.

İsmet İnönü ise:

“Gazi hazretleri emir ve himaye buyururlarsa Türkiye’nin bu köyü de şehir olur.” der.

Malatya’nın il olmasını sağlayıp onu bugünkü durumunu getiren gelişmeler bu şekilde başlamıştır.

Takip Et

Her yeni yazı için posta kutunuza gönderim alın.

%d blogcu bunu beğendi: